
Her yıl aynı gün, aynı saatte…
Bir şehir sessizleşir.
Korna sesleri susar, martılar bile sanki kanat çırpmayı bırakır.
Saat 09.05 olur — ve Türkiye bir anlığına nefesini tutar.
Çünkü o an, sadece bir insanın değil, bir dönemin kalbi durmuştur.
Ama ironik olan şu ki; biz o günden beri yaşamak dediğimiz şeye biraz daha sarılırız.
Dolmabahçe’de Bir Sessizlik
1938’in kasım sabahı. Dolmabahçe Sarayı’nda ağır bir sessizlik hâkim.
Yaveri, odaya sessizce giriyor. Saat 09.05’te doktor “Artık aramızda değil” diyor.
Orada bulunanlardan biri — o dönem 23 yaşında genç bir hemşire — anılarında şöyle yazar:
“Bir anda dışarıdan gelen vapur düdüğüyle irkildik. Sanki tüm İstanbul aynı anda ağladı.”
Bu, uydurma bir sahne değil.
Gerçekten o an Boğaz’daki kaptanlar sirenlerini çalmış, halk evlerinden sokağa koşmuştu.
Bir millet ilk kez “bir insanın gidişiyle” değil, kendi içindeki boşlukla karşılaşmıştı.
Gözyaşıyla Karışan Minnet
Yıllar sonra, Atatürk’ün vefatını radyodan öğrenen bir köy öğretmeni, günlüğüne şöyle yazıyor:
“O gün derse girmedim. Tüm çocuklar ağlıyordu. Onlara, ‘O gitmedi çocuklar, sizde kaldı,’ dedim.”
Belki de 10 Kasım’ların en anlamlı cümlesi bu.
Çünkü o gerçekten gitmedi.
O, okul sıralarına çizilen harflerde, çocukların yüzündeki cesarette, kadınların iş hayatına katılmasında, müziğimizin çok sesli notalarında yaşıyor.
Bir Melodi Gibi Yaşamak
Atatürk, müziği çok severdi.
Bir akşam sofrada “Vardar Ovası” çalarken gözleri dolmuş, “Bu milletin sesi bu işte…” demişti.
Bugün o ezgiyi dinlediğimizde sadece bir marş duymuyoruz; bir kararlılığın ritmini duyuyoruz.
Belki bu yüzden her 10 Kasım’da siren sesi kulağımıza geldiğinde, içimizde bir nota titrer.
O nota, minnetin sesidir.
❤️ 09.05’te Hayat Durur Ama Umut Devam Eder
Her 10 Kasım sabahı, caddelerde duran insanlara bakınca fark ediyorum:
Kimseye “dur” demiyorlar aslında.
Kendi içlerinde bir “saygı selamı” veriyorlar.
Bazısının gözleri doluyor, bazısı sessizce başını öne eğiyor, bazısı çocuk elini tutup birlikte susuyor.
Ve o suskunlukta, bir milletin sevgisi yankılanıyor.
Atatürk için değil sadece…
Onun bize bıraktığı ışık için, özgürlük için, “fikri hür vicdanı hür” bir gelecek için.
🌹 Son Söz
Saat yine 09.05’e yaklaşırken,
bir şehir durur, ama bir kalp daha güçlü atar.
O kalp, bu ülkenin kalbidir.
Ve o kalp, her 10 Kasım’da bir kez daha fısıldar:
“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır,
fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
Burcu TÜBLEK

