GEÇENLERDE BİR YAZI OKUDUM…

GEÇENLERDE BİR YAZI OKUDUM…
  • 0
  • 7
  • 7 Şubat 2026
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
    Loading...
  • +
  • -

GEÇENLERDE BİR YAZI OKUDUM…

Geçenlerde bir yazı okudum. ABD’de bazı hastanelerde yeni doğan bebeklere alarm takıldığını anlatıyordu. İlk anda insanın içi ürperiyor. Alarm dediğin şey hırsızlıkla, tehlikeyle, kaçma ihtimaliyle yan yana durur çünkü. “Yeni doğmuş bir bebeğe alarm mı takılır?” diye soruyor insan ister istemez.

Sonra biraz durup düşününce mesele bambaşka bir yere gidiyor.

Aslında takılan şey göbek kordonuna bağlanan soğuk bir cihaz değil. Bebeğin ayağına ya da bileğine takılan, onun hastane içindeki güvenliğini sağlamak için kullanılan küçük bir elektronik bileklik. Yetkisiz biri bebeği alıp çıkarmaya kalkarsa, alarm çalıyor, kapılar kilitleniyor, sistem devreye giriyor. Yani mesele kontrol değil, koruma.

Ama yine de şu sorudan kaçamıyor insan:

Biz ne zaman bu kadar tedbirli, hatta bu kadar güvensiz bir dünyaya uyandık?

Bir zamanlar hastane koridorlarında anneler bebek arabalarını kapının önüne bırakırdı. Komşu, komşunun çocuğunu emanet alırdı. Şimdi ise yeni doğan bir bebeğin bile “alarm sistemi” var. Teknoloji ilerledikçe güven artmıyor sanki; tam tersine, korkularımızı daha sofistike hale getiriyoruz.

Öte yandan anne-baba olanlar iyi bilir: O ilk günlerde insan mantıklı düşünemiyor. Uykusuzluk, endişe, sorumluluk… “Bir şey olmasın da ne olursa olsun” noktasına geliyorsun. İşte o alarm bilekliği, belki de tam bu yüzden içimizi biraz olsun rahatlatıyor. Çünkü bazen güven, bir sistemin varlığını bilmekten ibaret oluyor.

Bu yazıyı okuduktan sonra şunu fark ettim: Asıl mesele alarm takılması değil. Asıl mesele, artık buna ihtiyaç duyuyor olmamız. Dünyayı daha güvenli kılmak yerine, tehlikelere karşı daha çok kilit üretmeyi seçiyoruz.

Yine de şunu inkâr edemem: Eğer o hastane koridorunda benim bebeğim olsaydı, muhtemelen ben de o alarmın varlığına şükrederdim. İnsan bazı konularda prensiplerinden çok korkularıyla karar veriyor.

Belki de bu çağın ebeveynliği tam olarak bu:

Bir yandan “Bu kadarına gerek var mı?” diye sorarken,

Öte yandan “Ya gerekirse?” demekten kendini alamamak.

Köşe: Burcu TÜBLEK

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir